Küresel piyasalarda tansiyon yükselirken altın fiyatlarının beklenenin aksine gerilemesi dikkat çekti. Normal şartlarda kriz dönemlerinde yükselişe geçen altın, bu kez farklı bir tablo çiziyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre bu durum tesadüf değil; aksine küresel ekonomideki zincirleme etkilerin bir sonucu.
Petrol Fiyatları Yükseldi, Dengeler Değişti
Son dönemde artan jeopolitik riskler petrol fiyatlarını yukarı çekti. Enerji maliyetlerindeki bu yükseliş, küresel ölçekte üretim ve taşımacılık giderlerini artırarak ekonomik dengeleri doğrudan etkiliyor.
Enflasyon Endişesi Yeniden Gündemde
Petroldeki yükseliş, beraberinde enflasyon korkusunu da tetikledi. Artan maliyetlerin fiyatlara yansımasıyla birlikte, birçok ülkede enflasyonun yeniden hız kazanabileceği beklentisi güçlendi.
Faiz Beklentileri Altını Baskılıyor
Enflasyon riskinin artması, merkez bankalarının sıkı para politikalarına devam edeceği beklentisini doğurdu. Özellikle ABD Merkez Bankası’nın faizleri yüksek tutacağı ya da artıracağı öngörüsü, altın üzerinde baskı oluşturuyor. Çünkü altın, faiz getirisi olmayan bir yatırım aracı olarak bu tür dönemlerde cazibesini kaybediyor.
Yatırımcılar Yön Değiştiriyor
Faizlerin yükselmesiyle birlikte yatırımcılar, altın yerine daha fazla getiri sunan enstrümanlara yöneliyor. Tahvil ve mevduat gibi araçlar öne çıkarken, altından çıkışlar hızlanıyor. Bu durum da fiyatların aşağı yönlü hareketini destekliyor.
“Nakde Kaçış” Etkisi Güçleniyor
Mahfi Eğilmez’in dikkat çektiği bir diğer önemli unsur ise likidite ihtiyacı. Piyasalarda belirsizlik arttığında yatırımcılar hızlı nakde çevrilebilen varlıklara yöneliyor. Altın da bu noktada ilk satılan varlıklar arasında yer alıyor.
Bu süreçte “güvenli liman” algısının bir kısmı dolara ve faiz getirili araçlara kaymış durumda.